2012 filmi, Roland Emmerich ve güneş evreleri-Ali Narçın
Yerkürenin dalgalar halinde devinimiyle oldukça ezoterik bir takvim çarkının dişlileri arasından geçmekteyiz. Kafalar karışık, düşünceler gergin. İnsanoğlu yaşam ateşinin sona erdiği bireyin ölümü dışında oluşan her doğa ivmesini “kaos” şeklinde tanımlamaktadır. Yaşanılacağı tahmin edilen büyük kaosun düşünülmesine rağmen bile siyasal çekişmelerin olduğu ve çıkarların oldukça üst basamaklara tırmandığına tanık olmaktayız. Elbetteki bu Galaxi’nin sone ermesini sağlayacak doğa devinimleri olacak! Ancak yönetmen Ronald Emmerich’in sıradan Hollywood yapımı “2012” filmiyle asla değil! Bu filmin karelerine girersek geleceğimizin kehanetlere bırakılmış olduğunu göreceğiz! Olası bir sonun hesapları yıllardır dünya sinemaları tarafından ele alınıyor ve mutlak sonlar gibi düşünceler ortaya atılıyor. Birkaç yıl önce Deep “Impact, Armageddon” gibi filmlerden de bir şey bulamayan dünya sineması bu defa da kehanetlere el attı. Mayaların 5’inci kehanetine göre film şirketleri kolları sıvadı ve ortaya Roland Emmerich’in yönetmenliğini yaptığı ve başrollerini, John Cusack, Chiwetel Ejiofor ve Amanda Peet'in paylaştığı 2012 adlı film gösterime girdi. Filmde ayrıca Oliver Platt, Thandie Newton, Danny Glover ve Woody Harrelson rol aldılar. Roland Emmerich bu filmdeki ustalığı tartışmasız olarak çoğu yorumcuların dikkatini çekedursun; 2012 filminde Mayaların öne sürdüğü kehanetten oldukça uzak bir sahne oluşturulduğu ve bu sahne içinde de çıkar ilişkileri konu edinirken; egemen güçler kendi aralarındaki kaos’u da filmin karelerine koymayı ihmal etmediklerini görüyoruz. Ancak Mayaların varlığını belirten Tikal piramidinin dışında hiçbir belirti ve tarihsel konuşmalar ortaya konulmamıştır. Oysa on üç üst dünya ve dokuz alt dünyadan oluşan bir evreni tarif eden Mayaların eski takvim döngüsündeki dokuz kozmik kuvvet’in alçalması devinimi, filmden oldukça uzaklaştırılmış durumda. Yaklaşık 300 seçkin davetli ve gazeteciler huzurunda tanıtımı yapılan filmin başarılı yönetmeni Roland Emmerich’in “Filmde dünyanın yok oluşunun gösterimine ve Maya kehanetine hayran oldum” şeklinde bir açıklama yapar. Ancak Çiçimek, Huastek, Mikstek, Tepanek, Talakskaltek, Kiçe, Toltek, Olmek ve Zapotek halklarının organizasyonuyla imparatorluğa dönüşen Mayaların tarihsel varlığıyla bağdaşmayan sahneler dışında izleyiciyi teknolojik açıdan etkilemek için kurgusal efektler yer almıştır. Tarihsel boyut ne yazık ki işlenmemiştir. Filmde teknoloji kullanılarak ortaya konulan yokoluş sahneleri oldukça etkileyici ve düşünceyi üst sınırlarına yönlendirici olarak görüldü. Bu da tipik Hollywood düşüncesinin sadece filmden elde edilecek kar payıyla ekonomisine entegre olacak fikrini açığa çıkarır. Filmde konusuyla bağdaştığı düşünülen aile ilişkilerindeki duygusallık, kurtuluş için çırpınan insanların sadece kendilerini öne çıkarmanın ve çıkar ilişkilerinin çok daha yoğun işlendiği sahnelerin öne alındığı gözden kaçmamaktadır. Yerkürenin bir sona doğru kaydığı değil de özellikle süper güçlerin bu tür doğa devinimleri esnasında konu edinilmesi de filmin karelerine kara perde çekmektedir. Oysa filmi özellikle seyrederken, Roland Emmerich’in Mayaların bu kehanetine bağlı olarak tamamladığı film karelerinde sadece Mayalara ait olan Tikal tapınağın bulunmasından başka tarihsel hiçbir açıklamanın olmadığı dikkat çekici bir şekilde karşımda canlandı. Filmde özellikle İslam geleneğinin de ısrarla söylemek istediği kıyamet; tıpkı Mayaların beşinci kehaneti gibi bir ifade tarzıyken, yönetmenin bu konuların üstünü çizip de Vatikan’ı ele alması da tartışılacak konular arasında yer almaktadır. Eski uygarlıkların kehanetleri birleştirildiğinde bunların tümünün Maya kehanetlerine benzer bir ifade tarzının ortaya çıkacağına tanık olabiliriz. Güney Amerika’daki uygarlıkların içinde Mayalardan çok İnkaların kozmonolojiyle ilgilendikleri görülür. Aztekler ise güneş aktivitesinin evrelerini Mayalar gibi sıralamaktadırlar. 2012 yılında insanlık tarihinin Mayalara ait olmayan ve özellikle Kiçe halklarının mitolojilerinde yer alan kehanetler dışında yeryüzünü paylaşmış olan tüm eski uygarlıkların insanlarını korkutan bir yokoluş senaryosu yazılmıştır. Bu senaryoya semavi dinlerin kurucuları da el atmış ancak korku sendromu yaşanmasın diye yaygaradan kaçınmışlardı. Konu alevlendikçe ortaya daha farklı düşünceler çıkacak ve farkında olmadan süslenecektir. Sümerler’in Marduk yıldızıyla ilgili ortaya attıkları ifadeler, Maya Kiçe halklarının kutsal el kitabı olan Popol-Vuh’taki “bulut yılanları” Mısır tapınaklarında hiyerogliflerle yazılmış gelecek korkusunu canlandıran görsel desenler ve doğa felaketi karşısında sulara gömüldüğü anlatılan Mu kültüründen yerküreye yayılan kehanetler bir sandığa kilitlenmişti.
|
|