Mobese Plaka Tanıma ve Okuma Sistemi www.alinarcin.com
Ali NARÇIN


Hiyeroglif alfabeHemen ÇevirCallemanGodcheckerPlaka Tanıma SistemiTasarımplakaokumak.comBaglama KursuCelal YılmazFotoğrafçılık Kursu

Untitled Document

Ali Narçın - Tasarımdan sanat estetiğine - 06.02.2008

Menşei Latin dili olan “Tasarım” sözcüğü (”bir şeye işaret etmek”) anlamında tanımlanan, İngilizce ile Fransızca sözcüklerden  [“desing” (“designare”)]’ dilimize geçmiştir. Üretilmek istenen her tür maddesel açılımı zihinsel yönden planlanarak uygulanan bu çalışma,  Osmanlıcada “tasavvur” sözcüğüyle örtüşmüştür.
Yaratılış geleneğinin önemli açılımı ve değeri olan  “emek” ile bütünleşen toplumsal yaşamın devamında, yaşamsal tasarımın, ilkeler halinde özenle planlanarak büyüdüğü, genişlediği görülür. Bireyin zihninde geliştirilen kolektif tasarım, günümüzde hızla gelişen bilişim sektöründeki belleğin, donatımlı tasarımcıya, sanatçı ve araştırmacıya sağladığı farklı bir destek vardır.

Araştırmacıların ortak bir noktada birleştikleri tasarım sözcüğünün ruhsal yönden karşılığı “aklın gözü” şeklinde betimlenmiştir. Algılama yoluyla yeniden planlanan bir çalışmaya, düşüncenin ruhsal yapısındaki üçüncü gözü denetim altında tutacağı farklı bir formatla ortaya çıkar. Buna benzer gelişmeleri ele alan Tibetli yazar T.Lobsang Rampa “Üçüncü göz” adlı eserinde Budist Lamaların benzer özellikleri uygulayarak düşünceye ruhsal yönden biçim vermeye çalıştıklarını belirtmektedir. Böylece zihinde planlanan eylemler farklı çizgilerle karşımıza çıkar.
 Zihinsel yolla, tasarım hakkında sınırsız tanımlar yapılabilir. Tasarımı “algı ile kavram” arasında altın bir halka olarak değerlendirmek, onun estetik yapısına yansıyacak en iyi tanımdır. Ruhsal yönden zihinde planlanan “duyumsal tasarım”la, “zihinsel tasarım”ın birbirini etkilediği, aşık olduğu ve birleştiği bir ortamda ortaya çıkan yeni üretimin yükselen değeri olan estetik yapı için tasarım; bilgi oluşturma imgesi şeklinde belirir. O halde tasarım bir anlamda da doğurgan, üretken bir durumda da karşımıza çıkar. Tüm düşünce ve zamanlarda bu ezoterik sözcüğün kısa açıklaması da bir nesneyi zihinde planlayarak yaratma, yeniden biçimlendirme, kurma, düşünülen biçimiyle tanıtılması şeklinde belirtilir. Zihinde planlanan herhangi bir tasarım nesnesi kendi içindeki doğal yapısıyla denetim altında olmalıdır. Denetim ve kontrol altında planlanan nesne, üretim aşamasından sonra yeni biçimiyle ortaya çıktığında, daha görsel bir yapıya dönüştürülmesi için tasarım üstü bir bellek çalışmasına ihtiyaç duyacak. Bu yeni yapı şekli de estetik uç olarak kendini öne çıkarır.
Bazı durumlarda çağın ihtiyaçları karşısında uygulamalı olarak belirtilen tasarımlar, endüstri, çevre ve bilişim şeklinde olmak üzere üç başlık altında toplanırlar. Öncelikle zihinde tasarlanacak nesnenin planlama süreci ve şeklin yeni tanımı hakkındaki donatılar, yaratıcılık ve buluş becerisi, somut bazı çalışmalar sonucunda çözüm ve uygulama olarak değerlendirilir. İlkeler içinde tasarımın dokusunu tamamlamak için kullanılan donatılar ise çizgi, ton, renk, biçim, ölçü, yön olarak belirlenirken, amacın kendisi de bir denge içinde görsel şeklide ortaya konur.
Tasarım, doğanın zaman ve mekan üzerinde zihinsel yönden aklı gelişmiş bir varlık tarafından planlanan ve somut delilleri olduğunu ileri sayan bir görüştür. Bu görüş çok eskilere de dayanmaktadır. Ancak eski uygarlıkların zihinsel yönden kayıt ve arşivleme yetenekleri olmadığından, tasarım ile ilgili çalışmalar yüzeysel olarak kalmış, ya duvar kabartmaları ya da yazı motifleri olarak bu gün üzerinde sıkça tartışılan somut birer tasarım çalışması olarak görülürler.  Eski çağ tasarımcıları planladıkları yapıların duvarlarını çok daha iyi bir şekle getirmeleri için günlük yaşam kesitlerinden bölümler, tapınma sahneleri, tören şekillerini, resimli yazılarla kabartma şeklinde süslemişlerdi.
Gelenekleri çağımızın yazınsal coğrafyasında imgelerle ortaya çıkmayı ve zihinsel zenginliğin insan bedeninde tanımı zor bir genetik örtü olduğunu ileri süren Felsefeciler; tasarımda ele alınacak nesnel gerçekliği, gelişmiş İnsanlar arasında yaşamı yeniden değiştirebilecek oluşumun kaynağını, merkezi sinir sistemine yansıyan bir biçim olarak belirtirler. Tasarlanan nesnenin algılardan farklı olan yansıması ise üretim aşamasında biçim, yeni şekil, desen, çizgi ve ilkeli tanımlarla kendini açığa çıkaran bir imgedir. Zihin yoluyla planlanıp, değişik şekillerde biçimlenen tasarım; öncelikle zihnin merkezinde algılanarak, tanımlanmış olan nesnelerin üretilirken, farklı ama estetik yönden zengin olan algısal bir imgesidir. Felsefecilerin öne sürdükleri gibi nesnel gerçeklikte doğrudan doğruya ilişki bulunamaz. Açık bir ifadeyle planlanan nesnenin yeniden yapılmasına olanak verir. Kalitesi tartışılmaz canlı olan insanin zihin merkezinde duyularla zenginleşen planlı tasarım, algı ve kavram arasında birleştirici dost bir halka olarak gösterilir. Tasarımlar belirli sınırlar içinde Özellikle yeni bir uygulamayla nesnenin daha farklı ve kullanılır bir konuma getirilmesinde zamanı konumundan, geçmişi yeni baştan ele alıp şekillendirmesine, geleceği de zihinsel yönden tahmin etmesine bağlı gerçek nesneler ve düşsel ürünlerin ortaya çıkmasına olanak verir. Böylece sanatsal çalışmalarda öncelikle şekil, biçim, konum, içerik, kimlik, uygulamaya yönelik estetik büyümesinde önemli bir yer elde eder ve araştırma ile buluşu düşüncenin gündemine alır. İnsan zaman koridorunda kendini yeniledikçe çevresindeki nesnelere de yeni bir biçim vererek daha üstün görünme şeklini ortaya çıkarır ve nesnelerin birleştirilmesinde de aracı rol oynar.
Teknoloji, insan yaşamının kaliteli bir biçime yükselmesi için zekayı, bilim, sanat, yaratıcılık, ekonomi ve sosyal yaşamla birleştiren önemli etkenler arasına girmeyi başarır. Yanı tasarımla ilgili araçlar, dil, benzeri nesnelerin üretimi, sanat ve sınıflı toplum üzerine düşünceler, gizemleştirme, gerçeklik gibi çok yönlü boyutlar tasarlanan planın içinde hazır bulunmaktadır. Bu da her türlü toplumsal etkinliğin içinde bir süreç olarak yer almasına neden olur. Bu süreç içinde yeniden yapılanan tasarım düşüncesinde zihinsel sürecin kullanılması öne çıkar. Yaşamın dengeye oturması sanatın sona ermesi anlamında tanımlanamaz. Çevresiyle sürekli denge içinde olan birey nesnelerin de kendisiyle birlikte bir denge içinde olması için çaba gösterir. Bu da bir anlamda birey ile doğa arasındaki maddesel alışverişi açığa çıkarır. Tasarlanan şeyin üretimi için gösterilen emeğin insanın genel yapısına özgü olduğunu belirtmek yanlış olmayacaktır.
Platon, Aristoteles, Descartes, Leibriz, Kant, Hegel, Schoperhover ve Husset tasarım hakkında farklı ideaları öne sürdüklerinde ortak amacın tasarlanan nesnenin yeni içeriği olarak görülmesidir. Tasarlanan nesnenin yeni üretim biçiminin ortaya çıkmasında nesnel ve görsel bir konuma getirilmesi zihinde yeni planların oluşmasına neden olur.
Görüleceği gibi sanat içinde üretim planlanmadan, yapılamadığı gibi tasarlanan nesnenin estetik yapısı da düşünülemez. Planlanarak üretilen bir nesne, yeni baştan onarma değil de üretilmiş olan nesnenin çok daha görsel, tanınır, bilinir ve somut olmasına yeni bir koridor açar. Dar bir çerçeve içine sokulmak istenen günümüz sanatında, sanat içindeki günceler, düşünce ve tasarılar ne yazıktır ki gerçek kalitesine ulaşamamıştır. Bunun nedeni de sanat üretimine emek veren bireyin kişilik sorunlarını çözemediği gibi tasarım odalarının iyi bir şekilde donatılmamasından kaynaklanır. Birey somut gerçeği donatısız olduğu durumlarda bitirir. Ancak planlı bir şekilde yapılan tasarımlar üretilen sanat nesnesini ya da nesneye aday olmuş gibi gösterilen çalışmasını çok daha reel özelliklerle donatarak estetik bir özellik katar. Bulunduğu coğrafyasını iyi bilmeyen, tarihini bilmeyen, dünyaya evrensel bir pencereden bakamayan birey, üreteceği sanat eserinde gözle görünür eksiklikler katar. Donatısız bir zihinle tasarlanmış sanat ürünleri, yapılar, üretim alanlarındaki yaşam gereksinimleri estetik düşünce ile giderilecektir. Yazınsal alanda tasarlanmış bir sanat eseri eğer donatısız bir zihinle işler hale getirilmişse bu çalışma duvar çizgileri zikzaklı bir şekilde yapılan bir binaya benzer. Bu durum resimde, tiyatroda, sinemada, grafikte hatta canlılar arasındaki yaşam ilişkilerinde de önemli bir yer kapsar. Bütün planlar bir anlamda üretim alanlarına yayılıp, yeni formatlarla biçimlenirken, daha canlı bir çalışmayla toplumsal birliği de hesaba katarak emek bağlamında yeni çizgiler ortaya çıkacak ve donatısız sanatçı estetik planlamayı ne yazıktır ki iyi tasarlanmış olduğu halde nesneye yeni bir biçim veremeyeceğini görecektir. Endüstri tasarımı olarak bilinen bilgisayar teknolojisi bir anlamda da tasarımla uğraşan planlayıcılara yeni bir kişilik kazandırmak için onların göz halkalarına farklı donatılar eker. Bu donatılar gelecekte planlanan nesnenin yeni bir diksiyonu olarak ortaya çıkacak.
Diyelim ki nesne tasarlandı ve üretildi. Bunun sonraki boyutu sanat ile içiçe olan kişilik faktörleriyle ortak paydalarda buluşan düşüncenin yeni bir tasarımı olarak ortaya çıkacaktır.
Geçmiş uygarlıklarda beklenilmeyen zihinsel planlarla kadının aile içindeki sosyal yaşama kazandırdığı destek anlatılmaktadır. Kadın, çoğunlukla yaşadığı, (doğa gereği kilitlendiği) mutfağında planlı yemek için kapların üretilmesi fikrini ortaya çıkarır.  Zihindeki tasarım mutfak odasını, kadını aile yaşamına katkıda bulunması için bilgi ve donatım deposu yapma fikriyle donatır. Demek ki sosyal yaşamın bazı durumlarda tıkanması bir anlamda da kadını bu yaşamın içinde iyi bir planlayıcı olarak geliştirmiştir. Eski uygarlıklarda tanrısal tapınmalarda sunaklar yapılır ve bu sunaklarda insanlar tanrıyı hoşnut etmek, onun güvenini kazanmak, ondan güç almak, onu yüceltmek adına törenler yaparlardı. Tapınak yapıldıktan sonra duvarlarına göze hitap eden estetik bir çalışma ilave edilir. Bu çalışmalar görsel yazı ve günlük yaşam kesitlerinden oluşan imgesel betimlemelerdi. Törenin daha da görsel hale gelmesi de estetik bir çalışma olarak ortaya konur. Kurbanların sunulduğu görsel tablolar, zihni karıştıran ezoterik çizgiler ve desenlerle donatılmıştır.



[ Geri ]


A' dan Z' ye Sümer
Kapak resimleri üzerine tıklayınız.