rfid ogs www.alinarcin.com
Ali NARÇIN


Hiyeroglif alfabeHemen ÇevirCallemanGodcheckerPlaka Tanıma SistemiTasarımplakaokumak.comBaglama KursuCelal YılmazFotoğrafçılık Kursu

Untitled Document

Yüzüme iyi bakın

Yüzüme iyi bakamadınız !

İki kaşım arasında yoksulluk,
kutsal evler gibi devrilmişti.
Binlerce sunak çiçekleri,
aşk ateşiyle örtünmüş,
kelepçeli aydınlık işsizliğe,
açlığa, sömürüye kararmıştı...

Karaaydınlık içinde,
Sensizliğe  dağılan yapraklar çırılçıplaktı..!

Gece güneşi, beklentilerime gölgelenmiş,
yıldızlar mavi karanlığa baş eğmiş..
büyük mevsimler anlımda tutuklanmıştı,

 

Köle kuşlar saç tellerimde uçmaktaydılar..!

 

İsyan limanlarımda
gemiler dolusu bebek öfkeleri vardı.
Özgürlük Kelebekleri aydınlığa darılmış,
ölü yapraklar kirpiklerimden asılmışlardı.
Göz halkasına dağılan yaşantım,
boynuna bir muska gibi takılmış,
ve ben uçurumlardan düşerken,
ezilir, sömürülürken,
Tanrılar utanmışlardı.

Yüzüme iyi bakamadınız.

Yas tutan ışıklar,
sessizce ağlayan karanlıklar dirilmiş,
bahar törenleri yerine,
ölü yüzlerin çırpınışı vardı.
Nehirler suskun, denizler yaslıydı.
Bulutlar güneşi yüzüme perdelemişlerdi.
Numarasız kapılar idama sessizce kapanmış,
Yüzümdeki adresler fırtınalara kilitlenmişti

Yaşamın kül dolusu vazoları,
düşlerimin çarkında dağılmış.
Odalarımda yoksulluk,
Yüreğimde aşk,
karşımda  ezenler sarsılmıştı.

 

Evren kara bir perdeydi..
Yoksul yüzler orada beklemekteydi...

Ali Narçın

*Berfin Bahar dergisi Ocak 2008 sayısında yayınlandı.

Ali Narçın - Sözcük aşkını yakalamak

Sitemin oluşum amaçlarını sıralamaktan kaçındığım bir zaman aralığında, ülkemizde oldukça hızlı (!) bir şekilde tırmanışa geçen  şiir sanatının biçimsel özelliklerinden ve ona yansıyan şairin kişiliğinden söz etme ihtiyacının olacağını gördüm. Sitemde ayda bir defa şiir sanatı ve ona yansıyan şairin kişiliklerinden yola çıkarak bilgilendirme koridoruna sizleri davet edeceğim. Şiirin oldukça kolay yazıldığına tanık olanlardan biri oldum; ancak gördüm ki kolay yazılan şiirin alevi kısa sürede sönmüş ve şairi de o alevin içinde kaybolmuştur (!) Coğrafyamızda sıkıntısız insan ne yazıktır ki yoktur. Sorunlarla savaşan çoğu insanlar hemen şair oluyorlar, aşık olanlar ve sahnelerde kendilerine az da olsa bir koridor açmak için şiire sarılanlar yerden biter gibi yeşerip şair oluyorlar ! Bu yansımalar coğrafyamızda ne kadar çok felsefecinin olduğuna bir işaret olarak karşımızda dikiliyor (!). Yazınsal coğrafyada diğer dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de yazarın çok, ancak okurun az olduğu şiir sanatının nerelerden ve hangi etkenlerden yara aldığını araştırma konusu olarak bende ilgi alanı yaratmıştı. Bilindiği gibi estetik sanatta ilerlemek kişilik sorunuyla özdeşlemiş bir yaratıcılıktır. Kişilik sorunu ön sıralarda yer alan bireyin yaptığı kültürel çalışmaların estetik özelliği her zaman öne çıkmış bulunmaktadır. Ülkemizde okurun en az olduğu sınıflar arasında yazarlar ve şairler gösterilmektedir. Doğanın kendi bünyesinde yarattığı bir estetiğe yeni biçim vermenin, onu daha da güzelleştirmenin yaratılması eğitim ve öğrenmeye bağlıdır. Bu da okuma alışkanlığının insan beynine yerleşmesinden geçmektedir. Ne yazık ki estetiğe önem vermeyen yazar ve şairler okuma alışkanlığını yitirerek günlük sözcükler arasında dolaşıp, sınırlı eserler yaratmaktadırlar. Bu davranış biçimi sanatın yara almasına etken olan en açık unsurlardan biridir. Doğrusu şiirin yara alması bu gibi etkenlere bağlıdır.

Ben şairim demenin utançı içinde prototipleri olmayan düşüncelerin verdiği bir dönemden geçen sanat ruhu, kafasına türban geçirilmiş sözcüklerin yaşama karşı olan çırpınışı gibidir. İşte eğitim ve  okuma alışkanlığının getireceği yüksek bilgiler, sanatın paralelinde yürüyen düşüncenin içine iyileştirici bir reçete olacağını ve  zaman içinde kafasına türban geçirilmiş sözcüklerin de özgürlük savaşını kazanacağını ifade  etmekten yana olduğumu belirtmek isterim. Günümüzdeki siyasal gerilemede insanların öğrenme ihtiyaçları tamamen ekonomiye endekslenerek gerilediği görülen gerçeklerden ilki olarak tasarlanmalıdır. Bir yazarın ve bir şairin daha doğrusu sanat dallarıyla ilgilenen sanatçıların gündelik yaşam içinde bocalanmış bazı siyasal fraksiyonlarla örtünen kişilik sorunlarını bozmadan  uzaklaştırmaları gerekmektedir. Sorunlardan uzaklaştıkça ve kişiliğini kazandıkça çok daha reel konulara imza atacağı ve ezilenin, haksızlığa uğrayanın, sömürülenin biraz daha yakınında yer alacağı kaçınılmaz olacak…..

Birlikte büyük kazanımlara imza atmak hiç de zor değildir. Gelin birlikte önce iyi birer okur olarak kişiliğimizi kazanalım…Sonra da güzeli daha da güzelleştirmek için bilgi potansıyeliyle yeni şekiller verelim, estetik düşünerek güzel olan her şeyi daha da güzelleştirmenin yollarını arayalım. Ne dersiniz ?


Perdeler Yarıya İndirildi…

Yerel ezgiler içinde,
eli kelepçeli Sevda,
boyun eğmişti sömürüye..
bir yalnızlık, bir sevda,
bir de ben tek başımaydım.

Büyük gürültüler içinde,
doğuşunu seyredemedim senin…

Direniş alanları iri devlerle doluydu…
Odamın caddelerı, sokakları karanlık,
perdeler yarıya inmiş,
 emek, soluk renkli bir açlıktı,
İdam gülleri, yoksul bırakılan
soframdan çekilmişlerdi.

Sarhoş damlalar, yanaklarımda patlamış,
işkence yaprağında bebek salıncakları
bulut renginde boyanmıştı…

İniltiler içindeki evrende
deniz fenerleri yastaydı !

Çelenksiz rıhtım, sensizliğe,
gökyüzleri yaralı düşüncelere,
çığlık perdelerinde aşk isyanı,
sunak taşına bağlanmıştı…

Uçuk fırtınalar,
alınteri bulutları ağlamaktaydılar !
        
        
Sesleri sulara gömülen anılarına baktım;
törensizdi.
Dağınık yüreğinde dalgalar, devrilmiş gemilerdi..
İnatla, kıyıya saldıran su gürültüleri arasında
geleceğin ürkek penceresine dağıldım.
                  
Sen göremedin.
Kurak bir perdeydi
aşkın önüne çekilen.
O perdede  insan sevinçleri
bir bir ölmekteydi.
ihtilal fırtınaları gözlerime saplanmış,
aydınlık,  karakarlar ile vurulmuştu;
her tarafında ölümler vardı.

Kadın ölümleri, erkek ölümleri,
çocuk ölümleri,
ve kocaman dağ ölmüştü.     

yaslı tören şarkılarında
gerilimin yüzüyle başbaşaydım !

Çanlar, kutsal kitaplar…
küçük sevinçler içindeki
tapınaklar ölüydü.
Ellerimde kocaman fırtınalar,
gözlerimde toplanan karıncalar vardı.
evren bir noktasında yok olmuş,
körelen rüzgarlar asileşmiş,
Sular öfkelenmişti sensizliğe…
Kabardıkça kabarmış.
esir bulutlar zincirlerini kırmıştı.   
bilimin aydınlığı perdelenmiş,
çocuksu bakışlar uçurumlardan düşmüştü.

Ben, çırılçıplak düşüncelerle,
uçurumlardan dökülen
çığlıklar arasında yalnızdım..

Ali Narçın

Berfin Bahar Dergisi Ağustos-2007 Sayısında yayınlanmıştır.


[ Geri ]


A' dan Z' ye Sümer
Kapak resimleri üzerine tıklayınız.